« Önceki | Sonraki »

13/11/2006

ÜNİVERSİTELİ İŞSİZLİK

ÖSYM sonuçlarına göre 2006 yılında Üniversitelerin 40 bin kontenjan açığı olduğu belirtildi. Üniversiteye kayıt yaptırmaya hak kazanan öğrencilerin kayıtlarını geçen hafta tamamlamaları sonrası bazı öğrencilerin de kazandıkları halde kayıt yaptırmadıkları anlaşılıyor. Sonuç itibarı ile üniversitelerin açık kontenjanı için ek kontenjan başvuruları başladı ve muhtemelen yine bazı alanlarda eksik kontenjan olacaktır.

Boş kalan kontenjanlar yaşamın boşluklarının bir göstergesi. Eskiden umut olan okuma, bugün ümitsizliğe dönüşmüşse, fakiri kim tutacak? Bu toplumu kim tutacak, tekrar kafalarını ellerinin aralarına koyup iyice düşünmeleri gerekiyor. Ucuz emek arayışındaki tüccar ve sanayicimizin iyice düşünmesi gerekiyor. Yarın çok geç kalınmış olabilir. Gerçi yaşam kendi alternatiflerini de üretecektir. Ancak maliyetini de iyi hesaplamak gerekiyor.

 

Üniversite Eğitimin Amacı Bilim Yapmak Olmalı, İşe Girmek Değil

Bu sorunun yeni sınav sistemi veya  ÖSYM'nin yanlış yönlendirmesinden kaynaklandığı da iddia edilebilirse de, bana göre sorun daha derin ve geleceğimiz açısından çok önemli. Sorunun temeli toplumun üniversiteyi artık bir iş kapısı olarak görmemesinden kaynaklanıyor. İş bulma şansı olan belirli mesleklere olan ilgi hızla arttı, bazı mesleklerde ise iş şansı yok. Bir başka ifade ile üniversitenin ulvi ifadesi olan, bilim ve felsefe ortamı içinde kişinin kendisini gerçekleştirmesi, hayata hazırlanması, aynı zamanda belirli konularda uzmanlık kazanması, bugünkü haliyle salt teknik bilgi aktarım aracına dönüştürülürse, sonucunda diploma üzerinden iş sağlama şansı olmayan bölümler tercih edilmez hale geliyor. Sayın  Prof. Cahit Arf hocanın tanımı ile "ileri ortaokul" konumunu bile arar durumdayız, giderek herhangi bir meslek lisesine dönüşüyoruz.

 

Sorunun Kaynağı İşsizliktir

Çok ciddi işsizliğin ve gizli işsizliğin hakim olduğu ülkemizde toplumun üniversiteyi bir iş bulma kapısı olarak görmesi çok da yadırganmamalı. Başka yapacak bir şeyi olmayan, çaresiz insanların biricik enerjilerini buraya yönlendirmelerinden başka çaresi bulunmuyor.

  Ama sorun üniversite anlayışı ve üniversitenin entelektüel boyutunu kaybetmesi ile sınırlı da değil. Ana nedenler içinde artık endüstri ve hizmet sektörünün yüksek ücretli kalifiye uzman yerine düşük ücretli istihdama yönelmesi, yani emek sömürüsü de yatıyor. Almanya ve Fransa gibi ülkelerde en yüksek işsizlik okumuş yazmış kesim arasında gözlemleniyor.

Liberalizmin, herkesin okuyup performansına göre uygun iş ve gelire kavuşacağı tezi çöküyor. Büyük bir buhranla karşı karşıyayız.

 

Ülkenin Gen Kaynakları Beyin Göçüne Uğratılmaktadır

Her yıl iki milyona yakın insanın ÖSS sınavına girmek için yıllarca dershanelere giderek yılda 10 milyon dolar değerinde harcama yaparak yarıştığı bir sistemin sonunda eğer 15-20 bin kişinin iş bulacağı umudu ile bir okul tercih ediyorsa orada bir yanlış var demektir. İşe girebilme olanağı olan meslek alanları daha çok Ankara ve İstanbul'daki bir iki üniversite. Bu öğrencilerimizin önemli bir kısmı da buradan beyin göçüne uğratılarak başta ABD olmak üzere batıya bir daha dönmemek üzere gidiyor. Yeni bir paradigma yaratacak dinamik, sözü olan, itiraz edebilecek insanlar maalesef ülkemizde kalmıyor. İçeride ise daha az itiraz eden, daha az ile yetinen, otorite ile barışık yaşamayı tercih edenler kalıyor. Bu kişilerin iyi niyeti bir tarafa, yeni dönüşüm yapma şansları yurtdışına gidenlere göre daha düşük. Söz söyleyecek kişiler olmayınca meydan deyim yerindeyse davulcuya, zurnacıya ve jurnalciye kalıyor. Sonuçta bugün içinden çıkamadığımız ve şikayet ettiğimiz yönetim modelleri çıkıyor.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

counter to blogger

http://karsmuzegrubu.blogcu.com

BU SİTE KARAKURT A.Ş. YAPIMIDIR.